Yayın Tarihi · 12 Nisan 2026

Anonim Şirketlerde Tasfiye İşlemleri

Anonim şirketlerde tasfiye, tüzel kişiliğin sona erdirilmesine giden çok adımlı ve hukuki bakımdan son derece teknik bir süreçtir. Şirketin herhangi bir sona erme sebebiyle tasfiyeye girmesiyle birlikte yönetim kurulunun tasfiye kapsamındaki yetki ve görevleri tasfiye memurlarına geçer; bu andan itibaren tasfiye memurları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 540 ila 548. maddeleri arasında düzenlenen kurallar çerçevesinde hareket etmek zorundadır. Kanun koyucu tasfiye işlemlerini açık bir sıraya bağlamış ve bu sıradan sapılmasını alacaklıların ve pay sahiplerinin korunması amacıyla açıkça yasaklamıştır. Söz konusu süreç şu aşamalardan oluşmaktadır: (i) ilk envanter ve bilançonun hazırlanması, (ii) şirket mal ve defterlerine el konulması, (iii) alacaklıların çağrılması ve korunması, (iv) süregelen işlemlerin tamamlanması ile aktiflerin paraya çevrilmesi, (v) borçların ödenmesi ve tasfiye artığının dağıtılması ve (vi) kesin bilançonun genel kurulca onaylanarak şirket unvanının ticaret sicilinden silinmesi.
Av. Batuhan Adanur
Paylaş

I. İLK ENVANTER VE BİLANÇONUN HAZIRLANMASI

A. Genel Olarak

 

Tasfiye memurlarının göreve başlar başlamaz yerine getirmeleri gereken ilk yükümlülük, ortaklık malvarlığının tespiti için envanter ve bilanço hazırlamaktır.1 Bu bilanço, yıllık bilançolardan nitelik bakımından esaslı biçimde ayrılır. Bir malvarlığı bilançosu niteliği taşıyan tasfiye açılış bilançosunda öğretide kabul edildiği üzere aktifler defter değeriyle değil, muhtemel satış fiyatları (piyasa değeri) esas alınarak gösterilir; amortisman ayrılmaz, gizli yedek akçe oluşturulamaması gerektiği kabul edilirt. Tasfiye bilançosunun bu özelliği, şirketin tasfiye değerini ortaya koyma amacından kaynaklanmaktadır: söz konusu bilanço, bir taraftan alacaklıları korurken diğer taraftan pay sahiplerine elde edilebilecek tasfiye geliri hakkında gerçeğe en yakın bilgiyi sunar.

 

B. Bilanço Günü ve Borca Batıklık Halinde Mahkemeye Başvuru

 

Bilanço gününün tespitinde esas alınacak tarih, şirketin feshedildiği ya da infisah ettiği tarihtir;2 ticaret siciline tescil bu anlamda açıklayıcı nitelik taşır, kurucu değildir. Hazırlanan bilanço iki temel amaca hizmet eder: (i) şirketin tasfiye başlangıcındaki malvarlığını tespit etmek ve (ii) borçlarının mevcut malvarlığından fazla olup olmadığını ortaya koymak. Borçların malvarlığından fazla olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurları durumu derhal şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirmekle yükümlüdür; mahkeme gerekli araştırmayı yaparak iflasın açılmasına karar verir.3 Bu yükümlülüğün tasfiyenin sonraki aşamalarında da geçerliliğini koruduğu, yani borca batıklık halinin sonradan ortaya çıkması durumunda da tasfiye memurlarının aynı yükümlülük altında bulunduğu kabul edilmektedir.

 

C. Genel Kurulun Onayı ve Tescil

 

Hazırlanan ilk envanter ve bilanço genel kurulun onayına sunulur; toplantı olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantısı biçiminde yapılabilir. Dikkat çekici olan husus şudur: genel kurulun toplanamadığı ya da karar alamadığı hallerde dahi tasfiye işlemleri askıya alınamaz; öğretide onay olmadan da tasfiyeye devam edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.4 Onaylanan tutanağın noterden onaylı sureti ticaret sicili müdürlüğüne tescil ve ilan ettirilir. Öte yandan tasfiyeye giren şirketin vergi mükellefiyeti vergi işlemleri tamamen sona erene kadar devam ettiğinden ilgili vergi dairesine de bildirimde bulunulması gerekir.

 

II. ŞİRKET MAL, BELGE VE DEFTERLERİNE EL KONULMASI

 

Envanter ve bilançonun genel kurulca onaylanmasının ardından tasfiye memurları, ortaklığın envanterde yazılı tüm malları ile belge ve defterlerine el koyar.5 El koyma işleminin hukuki dayanağı, tasfiyenin niteliğinin bilanço onayından sonra kesinleşmesidir: tasfiyeye devam edilip edilmeyeceği belli olmadan şirket mal ve defterlerine el koyulması doğru bir uygulama olmayacaktır. Tasfiye işlemleri kanun gereği yönetim kurulunca yürütülüyorsa defter ve belgeler zaten yönetim kurulunun elinde bulunduğundan ayrıca bir el koyma işlemi söz konusu değildir.

 

El konulan defter ve belgelerin, tasfiyenin tamamlanmasının ardından TTK m. 82/5 uyarınca güvenli bir yerde on yıl süreyle saklanması gerekmektedir. Saklama yükümlülüğü tasfiye memurlarına aittir; bu sürenin dolmasından önce tasfiye memurluğunun herhangi bir nedenle sona ermesi halinde saklama görevi sulh hukuk mahkemesine devredilir (TTK m. 82/8).

 

III. ALACAKLILARIN ÇAĞRILMASI VE KORUNMASI

A. Çağrı Yükümlülüğü ve Usulü

 

TTK m. 541 uyarınca tasfiye memurlarının alacaklılara çağrıda bulunması emredici niteliktedir; çağrı yapılmadan malvarlığının pay sahipleri arasında dağıtılması yasaklanmış, aksine yapılan dağıtım haksız iktisap olarak nitelendirilmiştir.6 Çağrı usulü alacaklı türüne göre farklılaşmaktadır: defterlerde kayıtlı ve yerleşim yeri bilinen alacaklılara taahhütlü mektupla bildirim yapılırken; diğer alacaklılara Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde birer hafta arayla üç kez ilan yapılır ve bunun yanı sıra şirketin internet sitesi ile esas sözleşmede öngörülen biçimde de ilan edilir. Tasfiye memurlarının çağrı yükümlülüğünü yerine getirip getirmemesi kendi takdirine bırakılmış bir husus olmayıp; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi tasfiye memurlarının alacaklılara karşı sorumluluğunu doğurur.

 

B. Alacakların Kapsamı, Bekleme Süresi ve Müeccel Borçların Ödenmesi

 

Bildirilmesi gereken alacaklar bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir: vadesi gelmiş ya da gelmemiş, şarta bağlı ya da bağlı olmayan, ihtilaflı ya da ihtilafsız tüm alacaklar bu çağrı kapsamına girmektedir. Tasfiye artığının pay sahipleri arasında dağıtılabilmesi için alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren üç aylık bekleme süresinin geçmesi zorunludur.7 Bu sürenin tarihsel süreç içinde bir yıldan altı aya, oradan üç aya indirildiği görülmektedir; söz konusu değişiklik bekleme süresinin artık esas itibarıyla tasfiyeyi bir an önce sonuçlandırma amacına hizmet ettiğine işaret etmektedir. Öte yandan vadesi gelmemiş borçlar TCMB kısa vadeli kredi faizi üzerinden iskonto edilerek ödenir.8 Alacaklıları korumaya yönelik bu düzenlemeler çerçevesinde tasfiye memurları, bilinen ya da bilinmeyen alacaklıların alacaklarının karşılıkları bankaya veya notere depo edilmeden ya da yeterli teminat gösterilmeden malvarlığını dağıtamazlar.

 

IV. SÜREGELEN İŞLEMLERİN TAMAMLANMASI VE AKTİFLERİN PARAYA ÇEVRİLMESİ


A. Cari İşlemlerin Tamamlanması ve Yeni İşlem Yasağı

 

Tasfiye memurları, ortaklığın sona ermesinden önce başlanmış ancak henüz sonuçlandırılamamış tüm işlemleri tamamlamakla yükümlü olup tasfiyenin gerektirmediği yeni işlemler yapmaları yasaktır.9 Bu kapsamda değerlendirilebilecek işlemlere örnek olarak üretilmekte olan siparişlerin tamamlanıp teslimi, üçüncü şahıslara karşı taahhüt edilen edimlerin yerine getirilmesi ve başlanmış inşaatların bitirilmesi sayılabilir. Bununla birlikte doktrinde hâkim görüş, tasfiye amacına aykırılık oluşturmayan ve şirketin menfaatlerine hizmet eden yeni işlemlerin gerçekleştirilebileceği yönündedir. Genel kurul, tasfiye memurlarına bu konuda her zaman emir ve talimat verebilir.

 

B. Aktiflerin Paraya Çevrilmesi ve Elde Edilen Paraların Bankaya Yatırılması

 

Şirket aktiflerinin paraya çevrilmesi tasfiyenin zorunlu bir aşamasını oluşturur. Tasfiye memurları aktifleri teker teker satabilecekleri gibi gruplar hâlinde de satabilirler; ancak önemli miktardaki aktiflerin toptan satışı genel kurulun iznine bağlıdır.10 Hangi satışın “önemli miktar” oluşturduğu ölçütü kanunda belirsiz bırakılmış olup bu husus öğretiye ve tasfiye memurlarının takdir yetkisine bırakılmıştır. Normal satış usulü açık artırmadır; pazarlık usulü ise genel kurulun aksini kararlaştırmadığı hallerde tasfiye memurlarının başvurabileceği, alternatif bir yoldur.11 Tasfiye sırasında elde edilen paralar, şirketin süregelen harcamaları için gerekli olanın dışında şirket adına bir banka hesabına yatırılır.

 

V. BORÇLARIN ÖDENMESI VE TASFİYE PAYININ DAĞITIMI


A. Borçların Ödenmesi ve Dağıtım Şartları

 

Tasfiyenin bu aşamasında öncelikli hedef, tüm alacaklıların tatmin edilmesidir. Dağıtımın gerçekleşebilmesi için (i) borçların ödenmiş ya da vadesi gelmemiş ve ihtilaflı borçların bankaya tevdi edilmiş veya yeterli teminat altına alınmış olması ve (ii) üç aylık bekleme süresinin geçmiş bulunması zorunludur. Vergi borçları, çalışanlara ait yükümlülükler ve tasfiye masrafları öncelikli olarak karşılanmalıdır. Alacaklılar tatmin edildikten sonra kalan malvarlığı tasfiye artığı olarak pay sahiplerine dağıtılır.

 

B. Tasfiye Payının Hesaplanması ve Dağıtım Biçimi

 

Tasfiye artığının hesaplanmasında esas alınan ölçüt ödenen sermayeler oranıdır; esas sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça bu oran uygulanır. İmtiyazlı pay sahipleri için ayrıca imtiyaz haklarının dikkate alınması gerekmektedir.12 Dağıtım kural olarak nakit biçiminde yapılır; genel kurul kararı ya da esas sözleşme hükmüyle ayni dağıtım da mümkün kılınabilir. Tasfiye artığının dağıtımı için ayrıca bir genel kurul kararına gerek bulunmamaktadır; bu karar vermek tasfiye memurlarının yetkisi dahilindedir. Bununla birlikte, dağıtımın kanuna aykırı olarak gerçekleştirilmesi, alacaklıların tatmin edilmeden ya da üç aylık süre dolmadan dağıtıma başlanması, hem tasfiye memurlarının hem de bu dağıtımdan yararlanan pay sahiplerinin sorumluluğunu doğurur.

 

VI. KESİN BİLANÇO VE SİCİLDEN SİLİNME


A. Yılsonu Finansal Tabloları ve Kesin Bilanço

 

Tasfiyenin uzun sürmesi halinde tasfiye memurları her yıl sonu için tasfiyeye ilişkin finansal tabloları düzenleyerek genel kurulun onayına sunarlar; bu tabloların genel kurulca onaylanması tasfiye memurlarının o hesap dönemi bakımından ibrası anlamına gelir.13 Tasfiye sonunda ise şirket borçlarının ödenmesi ve pay bedellerinin iadesiyle birlikte kalan malvarlığını gösteren kesin bilanço hazırlanarak genel kurulun onayına sunulur. Kesin bilançonun aktif tarafında kasa ve bankadaki paralar ile pay sahiplerinden olan muhtemel alacaklar yer alırken; pasif tarafında sermaye gösterilir. Kesin bilançonun genel kurul tarafından onaylanması, tasfiye işlemlerinin tümü bakımından tasfiye memurlarının ibrasını sonuçlandırır.

 

B. Ticaret Unvanının Sicilden Silinmesi ve Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi

 

Tasfiyenin tamamlanmasının ardından tasfiye memurları şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesini ticaret sicili müdürlüğünden isterler.14 Sicilden silinmenin hukuki niteliği konusunda doktrinde iki temel görüş bulunmaktadır: açıklayıcı görüş ve çift unsur görüşü. Türk hukukunda öğretide çift unsur görüşü daha isabetli bulunmaktadır. Bu görüşe göre tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilebilmesi için hem tasfiyenin fiilen tamamlanmış olması hem de şirket unvanının sicilden silinmiş bulunması birlikte aranmalıdır. Silinme işlemi Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilerek sonuçlandırılır.

 

VII. SONUÇ

 

Anonim şirketlerde tasfiye işlemleri, kanun koyucunun birbiriyle bağlantılı adımlar hâlinde kurgulayıp düzenlediği karmaşık bir hukuki süreçtir. Bu süreçte belirleyici olan temel ilke, alacaklıların korunmasının pay sahiplerine yapılacak dağıtımın her aşamasında öncelikli tutulmasıdır. Aktiflerin piyasa değeriyle değerlenmesi, alacaklılara emredici nitelikte çağrı yapılması, üç aylık bekleme süresine riayet edilmesi, borçlar tam olarak ödenmeden tasfiye artığının dağıtılmaması ve kesin bilançonun genel kurulca onaylatılarak şirket unvanının ticaret sicilinden silinmesi, sürecin en kritik hukuki noktalarını oluşturmaktadır.

 

Tasfiye sürecinin hukuki niteliği gereği tasfiye memurlarına tanınan geniş takdir yetkisi, eş zamanlı olarak ağır bir sorumluluk yükü doğurmaktadır. Bu yükümlülükleri kusurlu biçimde ihlal eden tasfiye memurlarının şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı müteselsil sorumluluğu doğacaktır.15

 

Av. Batuhan Adanur

 

DİPNOTLAR

1 TTK m. 540/1: “Tasfiye memurları, görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu inceleyerek, buna göre envanter defteri ile bilanço düzenlemekle yükümlüdürler.” Hükmün emredici niteliği ve tasfiye bilançosunun yıllık bilançodan ayrıldığı konusunda bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1578 b; Gerekçe, TTK m. 540.

2 TTK m. 533/1 uyarınca şirketin sona ermesi tasfiyenin başlangıcı sayılmakta; bilanço günü olarak bu tarih esas alınmaktadır. Bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1578. Tescil ve ilanın açıklayıcı niteliği için bkz. Gerekçe, TTK m. 533.

3 TTK m. 542/1-c: “Şirket borçlarının şirket mevcudundan fazla olması halinde tasfiye memurlarının durumu derhal mahkemeye bildireceği” hüküm altına alınmıştır. Bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1590.

4 Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1579, 1579 b. Genel kurulun toplanamadığı ya da karar alamadığı hallerde tasfiyenin askıya alınamayacağı konusunda bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1579 b.

5 TTK m. 540/2: “Envanter ve bilançonun genel kurulca onaylanmasından sonra tasfiye memurları ortaklığın envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.” Bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1580; Gerekçe, TTK m. 540. El konulan defterlerin saklanması konusunda bkz. TTK m. 82/5 ve 82/8.

6 TTK m. 541/1: Defterlerde kayıtlı ve yerleşim yeri bilinen alacaklılara taahhütlü mektup gönderilirken; diğer alacaklılara Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde birer hafta arayla üç kez ilan yapılır; şirketin internet sitesinde ve esas sözleşmedeki usulde de ilan yapılması gerekir. Gerekçe, TTK m. 541. Çağrı yükümlülüğünün emredici niteliği ve yerine getirilmemesinin tasfiye memuru sorumluluğunu doğuracağı konusunda bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1581.

7 TTK m. 543/2: “Üçüncü çağrıdan itibaren üç ay geçmedikçe kalan varlıkların dağıtımına başlanamaz.” Bekleme süresinin emredici niteliği konusunda bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1583. 

8 TTK m. 542/1-h: “Şirketin vadesi gelmemiş borçları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan oran üzerinden iskonto edilerek derhal ödeneceği” hüküm altına alınmıştır. TTK m. 541/2-3 uyarınca vadesi gelmemiş ya da ihtilaflı borçların karşılıkları Bakanlıkça belirlenecek bankaya depo edilir; bkz. RG. 29301, 20.03.2015. Müeccel borçların iskonto-tevdi çelişkisi için bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1585.

9 TTK m. 542/1-a ve 542/1-b: Tasfiye memurları şirketin cari işlemlerini tamamlamakla yükümlü olup tasfiyenin gerektirmediği yeni işlemleri yapamazlar. Bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1591.

10 TTK m. 538/2: “Önemli miktarda şirket aktifinin toptan satılabilmesi genel kurulun onayına bağlıdır.” Genel kurulun bu onayı TTK m. 421/2 ve 3. fıkralardaki nisaplarla alacağı hüküm altına alınmıştır. “Önemli miktar” kavramının belirsizliği ve genel kurulun iznini almadan yapılan toptan satışın geçersizliği konusunda bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1596.

11 TTK m. 538/1: “Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa tasfiye memurları şirket aktiflerini pazarlık yoluyla satabilirler.” Bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1596. TTK m. 542/1-g uyarınca tasfiye sırasında elde edilen paralar, süregelen harcamalar dışında şirket adına bankaya yatırılır; bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1597.

12 TTK m. 543/1 ve 508/1: Tasfiye artığı, esas sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça pay sahipleri arasında ödenen sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. TTK m. 543/3: Dağıtım kural olarak para olarak yapılır; ayni dağıtım için genel kurul kararı ya da esas sözleşme hükmü gerekir. Bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1598 vd.

13 TTK m. 542/1-d: Tasfiyenin uzun sürmesi halinde tasfiye memurları her yılsonu için tasfiyeye ilişkin finansal tabloları düzenleyerek genel kurula sunar. Kesin bilançonun onaylanmasının tasfiye memurlarının ibrasını sonuçlandırdığı konusunda bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1597.

14 TTK m. 545: “Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi gerektiği” hüküm altına alınmıştır. Sicilden silinme talebinin reddi halinde bkz. TTK m. 34. Çift unsur görüşü ve sicilden silinmiş ancak aktifi kalan şirketin ek tasfiye için yeniden sicile kaydedilmesi konusunda bkz. TTK m. 547; Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1604.

15 TTK m. 553/1: “Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları” düzenlenmiştir. Bkz. Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, Nr. 1591.

 

KAYNAKÇA

Tekinalp, Ü. (Poroy, R. / Çamoğlu, E.): Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul, 2014.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (13.01.2011 tarihli, RG. 14.02.2011, 27846).

213 sayılı Vergi Usul Kanunu.

“Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik”, RG. 28.11.2012, 28481.

“Sermaye Şirketlerinin Tasfiyesinde Şirket Alacaklılarının Alacaklarının Yatırılacağı Bankanın Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”, RG. 29301, 20.03.2015.